Ejdergemileri Seri Yorumu
Herkese merhaba. Ben Draya. Bu benim ilk yayınım ve ilk yorumum da en sevdiğim fantastik serilerden biri olan Ejdergemileri Serisi olsun dedim. Ben seri yorumu yapsam da her zaman için kitapları ayrı ayrı yorumlamayı tercih eden biriyim. Seri yorumu dememin sebebi serinin tüm kitaplarını bu post altında yorumlayacak olmam. Serilerin yeni çıkacak olan kitaplarının yorumlarını da bu sayfanın altında paylaşacağım. Yani siz bu yayını okumuş olabilirsiniz ancak ara ara güncellenmiş mi diye kontrol ederseniz serilerin yeni çıkan kitaplarının yorumlarının da eklenmiş olduğunu görebilirsiniz. Şimdi gelelim kitaplara..
1. Ejderhanın Kemikleri
Vindrasi klanlarının en fakir klanı olan Torgunlar'ın şefi Norgaard Ivorson'un oğlu Skylan Ivorson doğumunda Skoval tarafından kutsanmıştır ve Torgunların Savaş Şefi olmuştur. Hayvan yetiştirip onlarla beslenen Torgunlar yaz mevsiminin ekinleri yakan sıcağı yüzünden en önemli besin kaynaklarını kaybetmişlerdir. Gittikleri deniz akınlarından eli boş dönen Torgunlar açlıkla savaşmaktadır. Skylan ve en yakın arkadaşı Garn yanlarındaki askerler ile birlikte avlanmaya çıkmışlar ancak hiç bir şey bulamamışlardır. Umudunu kaybeden askerler daha çok alanı aramak için ikişerli gruplar halinde devam ederler. Şans bu ya Skylan ve Garn'ın karşısına bir yaban domuzu çıkar. Skylan domuzu öldürürken yaralanır ancak hem insanlarını doyurabilecek olmanın verdiği mutluluk hem de sevdiği kız Aylaen'in gözünde bir mertebe daha yükselecek olmanın özgüveni ile doludur. Ancak şehre vardıklarında Ejdergemilerini aralarında kıstırmış olan Ogre gemileri ile karşılaşırlar. Savaşçı bir toplum olan Torgunlar için bu bir savaş çağrısıdır. Ancak Noorgard'ın uzun evine gidince işlerinn bekledikleri -ve istedikleri- gibi olmadığını görürler. Ogreler savaşmaya değil konuşmaya gelmişlerdir. Torgunlara tanrılarının öldüğünü ve artık dünyaya Yeni tanrıların hükümdar olduğunu söyler ve onların tanrılarına bağlanmalarını isterler. Bunun üstüne bir de Ejderha Tanrıça Vindrash'ın kendi halkı olan Vindrasi'lere verdiği Vektan Boyunluğu Ogre'lerin eline geçince savaş kaçınılmaz olur. Ancak sayıca ezici bir güce sahip olan Ogre'lere saldırmak için haliçin diğer tarafındaki Vindraholm'den yardım gelmesi gerekmektedir. Yanan işaret ateşi ile birlikte beklemeye başlarlar. Ancak bekledikleri yardım gelmez ve Torgunlar Vektan Boyunluğunu almak için kalan tek yolla savaşırlar. Savaşı kazansalar da içinde beş Vektia Ejderhasından birine ait ruh kemiği olan Vektan Boyunluğunu alamazlar. Bekledikleri yardım gelmeyen Torgunlar kuzenlerinden hesap sormak için Vindraholm'e yelken açarlar. Buradan sonra genç bir adamın kibrinin nelere yol açtığını, aşk, ihanet ve sınamalarla dolu olan yollardan geçişini, gerçek ve doğruya ulaşmak için çabasını ve bu uğurda yaşadıklarını okuyoruz. Kitap hem edebi anlamda bir şölen hem de okuduğum en kaliteli fantastik eserlerden birisi. Dünyası, karakterleri, olayları ve yazım dili ile beni kendine hayran bırakan bir kitap oldu.
2. Ejderhanın Sırrı
Ejderhanın Sırrı'nda ihanete uğramış Vindrasilerin kölelik günlerini okuyoruz. Treia, Raegar, Acronis ve Zahakis tarafından esir alınan Torgunlar Oran'a doğru yola çıkmışlardır. Onları Yeni Tanrı Aelon'un himayesine almak isteyen bu insanlar ile birlikte hem kendi içlerinde, hem diğerleri ile yaşadıkları çatışmalar sonucunda Oran'a varırlar ve gururlu Torgunlar daha önce hiç görmedikleri bu yeni dünyada hem hayatta kalmaya hem birbirlerini korumaya hem de kaçmaya çalışırlar. Torgunların bu çabaları sırasında düşmanları da sürekli problem çıkarmaya devam eder. Savaşçı rahip Raegar gücü eline almak istediği için Vektia Ejderhalarına ulaşmanın ve onları kontrol edebilmenin peşindedir. Bu kitapta Torgunların çok farklı yüzlerini görüyoruz. İlk kitap benim için muhteşemdi ama bu onun kat kat üstündeydi. Denizde yolculuk yaptıkları zamanları ilk kitapta da çok severek okumuştum ve bu kitabın neredeyse yarısı bu şekilde geçince benim kitaba karşı olan sevgim kat kat arttı. Yine ilk kitapta olduğu gibi iyi - kötü çatışması, saf duyguların kullanılması, ihanet, sınanma, fedakarlık, dostluk ve tabi ki savaşı görüyoruz. İlk kitaba göre aksiyonu daha az olsa da dolu dolu bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yazarların çok güzel tespitler yaptıklarını ve bunları kitabın içine çok güzel bir şekilde yedirdiklerini düşünüyorum. Özellikle bir bölüm vardı ki.. Oran'a gelen Torgunlar'ın Venjekar'ı yürüterek şehri geçmesi gerekiyor. Bu çok aşağılayıcı bir durum. Ta ki Skylan bir türkü söylemeye başlayana kadar. Diğer Torgunların da söylemeye başlaması ve köle olarak aldıkları, aşağılamaya çalıştıkları adamların şehri inleten bu sesleriyle başları dik yürümeleri inanılmaz bir olaydı bence. Şu an yazarken bile okurken hissettiğim duyguları hissediyorum ve okumamın üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen üzerimde bu etkiyi bırakıyorsa bu kitap sağlam bir kitaptır benim için.
3. Ejderhanın Hiddeti
Skylan ve arkadaşları Oran'dan kaçmayı başarmışlar ve evlerine dönmek için sabırsızlanmaktadırlar. Ancak peşlerine takılan Ogre gemisi ve Raegar'ın Aelon'un tarafına geçmiş Fala adlı ejderhası tarafından yüzdürülen ejdergemisi buna izin vermemektedir. Arkalarında bıraktıkları keşmekeş üstüne bir de Ejder Fala ve Kang'ın çatışması ile işler iyice sarpa sarar ve Torgunlar kendilerini tamamen farklı bir dünyada bulurlar. Bu yerden sağlam bir şekilde çıkmak isteyen Torgunlar hem bu yeni yerdeki Aelon müritleri ile savaşmak hem kayıplarını kurtarmak hem de birbirlerinden ayrılmamak zorundadırlar. Serinin bu üçüncü kitabı benim için ilk iki kitap kadar muhteşem değildi. Yine güzeldi ama hem durgunluğu hem de yazarların işin içine tamamen farklı bir ırk sokmaları ile biraz heyecanını yitirdi gibi geldi bana. Karakterlerin çok çabuk duygu değişimleri yaşaması ve yaşanan olaylar beni pek tatmin etmedi. Belki ilk iki kitabı bu kadar çok sevmemden dolayı beklentim yükseldi ve daha fazla şey bekledim. Karşılamayınca da biraz hayal kırıklığına uğradım. Yine de kesinlikle kötü bir kitap değildi.
Bir kaç alıntı ile yorumumu sonlandırmak istiyorum.
"Vindrasi tanrıları gönüllerince yaşayan, kendi işlerine bakan ve fanilerin de aynı şekilde davranmalarını bekleyen sert birer ebeveyn gibiydiler. Hayat seni yere sererse ayağa kalkar, suratındaki kanı siler ve hemen kavgaya geri dönerdin; ağlaya sızlana eve koşmazdın."
" "Biz onur için dövüşürüz. Kazanmanın onuru için değil, çünkü hep kazanamayız. Kendimizin ve halkımızın onuru için. Ve o onuru kazanmak için istemesek de kurallara uymak zorundayız." Ogre tekrar Skylan'a baktı; bu sefer gözlerinde bir kıvılcım vardı. "Köle olabiliriz. Özgürlüğümüzü elimizden alabilirler. Canımızı da. Ama onurumuz yüreğimizdedir ve onu bizden kimse alamaz." "
" "Kalkan duvarında dururken kalkanınla sadece kendini mi korursun, Dişi?" diye sordu Bekçi. "Elindeki kalkan hem seni hem de yanındaki savaşçıyı korusun diye bir diğeri ile üst üste bindirirsin. Yalnız kendini düşünürsen bir başkası acı çeker." "
" "Çok fazla ölüm gördüm Chloe," dedi. "Çok fazla insanın, hem de ... gibi genç ve iyi kalpli insanın ölmesini seyrettim. Onları ölümlerine gönderen emirler verdim. Kendi ellerimle can aldım. Peki ne için? O veya bu amaç uğruna. O veya bu ülke uğruna. O veya bu tanrı uğruna. Üstelik sonunda hiç kimse kazanmadı. Herkes canından olduğuyla kaldı..." "

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder