Kargaların Ziyafeti Kitap Yorumu
Selam millet. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bugün
Kargaların Ziyafeti’nin yorumunu paylaşacağım. Kargaların Ziyafeti daha önce
okuduğumuz kitaplara pek benzemiyor. Bunun en büyük sebebi bu kitapta olaylara Dorne’lu
ve Demir Doğumlular tarafından da bakmamız. Yeni birçok karakterle tanışıyor ve
onların ağzından bölümler okuyoruz. Her zamanki gibi Kısım 1 ve Kısım 2 olarak
yorumlayacağım kitapları. O zaman başlayalım.
Kısım 1
Hikâyeye üç farklı pencereden bakmak istiyorum. Kral
Toprakları, Dorne ve Demir Adaları.
Joffrey’in ölümü ve tahtın Tommen’e kalması ile Cersei
Lannister gücü iyice eline geçiriyor. Tommen’in küçük olması ve Tywin
Lannister’in etkisinin ortadan kalkması üzerine Cersei hep istediği krallığın
sahibi konumuna geliyor.
Jamie Lannister ise insanların ve en çok kardeşinin gerçek
yüzünü görmeye başlıyor ancak eski Jamie olmadığı için Cersei’ye karşı maalesef
ki etkisiz kalıyor.
Brienne ise bir yandan verdiği sözleri tutmaya çalışırken
bir yandan da geçmişi ile yüzleşmeye ve kendini keşfetmeye başlıyor. Brienne
çıktığı bu yolculukta birçok zorlukla mücadele ederken ona eşlik edecek yol
arkadaşını da buluyor ki, bu kısmı okuduğunuzda kahkahalara boğulacağınıza
eminim. :)
Sakinleşen Yedi Krallık’ın aksine Dorne çalkalanıyor. Prenses
Elia ve bebeği için intikam almak üzere Kral Topraklarına giden Prens Oberyn’in
dönmemesi Kum Yılanlarını isyana teşvik ediyor. Ancak Dorne Prensi Prens
Doran’ın Lannister’ları karşısına almaya niyeti yok. Aynı zamanda Myrcella’nın
Tyristane ile evlenecek olmasını ve Tommen’den büyük olmasının avantajını
kullanmak isteyen, bunun için planlar yapan kişiler görüyoruz.
Demir doğumlulara baktığımızda ise Demir Adalarının Lordu
Balon Greyjoy’un ölümü üzerine boş kalan Deniztaşı Tahtı’na oturmak isteyen
kişiler arasındaki çekişmeyi görüyoruz. Sadece bunu değil, Demir doğumluların
yaşayış tarzları, inançları vb. pek çok yeni şey öğreniyoruz. Taht üstünde hak
iddia eden hemen hemen herkesin ağzından bölümler var. Benim heyecanla okuduğum
ve oldukça da sevdiğim bölümler oldu.
Yabanılların saldırısından, gelen yardımla kurtulan Sur’da
ise Lord Kumandan Mormont’un kendi yeminli kardeşleri tarafından ölümü üzerine
yeni bir Lord Kumandan seçme yarışı başlıyor. Samwell’in gözünden okuduğumuz bu
bölümlerin çok azı Sur’da geçiyor. Yeni Lord Kumandan’ın Samwell için düşündüğü
başka şeyler var ve bu nedenle Samwell Tarly maiyetiyle birlikte uzun bir
yolculuğa çıkıyor.
Joffrey’in ölümünden sonra kaçan/kaçırılan Sansa ise sonunda
bir yere yerleşiyor ancak yerleştiği yerde de pek güvenli bir hayata sahip
olamıyor ve hiç beklemediği insanlar tarafından oldukça şaşırtıcı şeylere maruz
kalıyor.
Gidebileceği kimsesi kalmayan Arya ise kendisini hiç
bilmediği bir dünyanın içinde buluyor. Artık tamamen farklı bir yerde yaşam
mücadelesi veriyor. İnanılmaz şeyler yaşıyor ancak ne olursa olsun o bir kurt
ve bunu bize bölümlerinde hissettiriyor.
Kısım 2
Geçmişten getirdiği korkuları ve iktidar hırsı ile Cersei
kendisine karşı çıkan herkesten kurtulmaya başlıyor ve rakipleri için bitmek
bilmeyen hain planlar yapıyor.
Değişen ve sözüne sadık, onurlu bir adam olmaya çalışan
Jamie ise Cersei tarafından Kral Topraklarından uzaklaştırılıyor ve verdiği sözler
ile sınandığı bir ortamda kalıyor.
Brienne Catelyn’e verdiği sözleri tutmak için yaptığı
yolculukta pek çok tehlike atlatırken aynı zamanda inanılmaz gerçeklerle
yüzleşip, imkânsız dediği şeyler öğreniyor ve belirsiz bir sona doğru yol
almaya devam ediyor.
Samwell yaptığı yolculukta pek çok şey kazanırken, birçok
şeyi de kaybediyor. Ancak inancını ve verdiği sözleri asla yitirmiyor ve
onların peşinden gidiyor.
Arya ise hem kendini güvende hissedebilmek hem de bir yere
ait olabilmek için yeni hayatına uyum sağlamaya çalışıyor.
Kitap genel olarak Cersei, Jamie, Brienne üstünden gidiyor.
Demir doğumlular ve Dorne tarafından baktığımız çok az bölüm var kitapta.
Ben Kargaların Ziyafeti Kısım 1 ve Kısım 2’yi çok sevdim.
Yeni yerler görmek güzeldi, yeni karakterlerle tanışmak da öyle. Ben yeni
karakterleri de oldukça fazla sevdim. Prenses Asha, Victarion, Arianne vb.
Kitapta Jon, Tyrion, Daenerys gibi karakterlerden bölümler olmaması beni çok
rahatsız etmedi. Jon ve Tyrion’dan bölümler okumak isterdim ancak Daenerys’i
sevmediğim için onun bölümünün olmaması ekstra bir eksiklik hissi yaratmadı. Yazarın
sonda yaptığı açıklamada da’ karakterlerin hikâyelerini bölüp yarım yarım
anlatmaktansa bu kitap için bazı karakterlerin tam hikâyesini anlatıp diğer
kitapta geri kalan karakterlerin tam hikâyesini anlatmak’ fikri benim hoşuma
gitti. Çünkü benim kitapları okurken yaşadığım en büyük sıkıntılardan biri bir
karakterden çıkıp diğerine geçmek. Karakterler birbirlerinden fersahlarca
uzakta, çok çok farklı durumlarda olabiliyor ve bütün karakterler anlatıldığında
sürekli bir geçiş hali olması beni yoruyor. Bu şekilde anlatıldığında hem daha
yakın karakterleri okumuş olduğum hem de karakterler arasında daha az ve
yumuşak geçişler olduğu için daha fazla zevk aldım kitaptan. Kitapta mekan kavramının
gittikçe genişlemesi beni gidişatla ilgili muallakta bıraktı ama ben bu
kitaplarda bunu seviyorum. Sonunda şu olacak diye bir tahminde bulunma durumu
pek olmuyor. Bu da merakı her zaman canlı tutan önemli bir faktör. Benim
kitaplarla ilgili genel olarak söyleyeceklerim bunlardı. Benim için keyifli bir
okuma süreci oldu.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder