Aşkın Adı Yahya Kitap Yorumu
Selam millet. Nasılsınız? Ben kendimi okumaya vermiş
durumdayım. Ağustos’un on beşine kadar sadece iki kitap okudum ve artık
silkelenme zamanımın geldiğini anladım. Bu hafta bomba yorumlarla sizlerle
olacağımın haberini şimdiden vermek istiyorum. Bugün yorumlayacağım kitap ise
Aşkın Adı Yahya.
Yahya yıllar önce mahallesinin kızı Zeynep’i çok sevmiş bir
adam. ‘Mahallenin kızına yan gözle bakılmaz’ kuralıyla büyüyen Yahya bu aşkını
Zeynep’e hiç söyleyememiş ve daha sonra da Zeynep’in gelin olduğunu görmüş ve
aşkını sonsuza kadar içine gömmüş. Evlenip mahalleden giden Zeynep yıllar sonra
eşi ve çocukları ile mahalleye dönünce Yahya başka bir adamın karısına hasret
duymayı kendine yediremeyip Düzce’ye taşınmış. Ve burada kendi imkansız aşkı
ile dolu bir şekilde sakin ama hasretlik bir hayat yaşamaktadır. Esra ise Yahya’nın
mahalleden en yakın arkadaşı İsmail’in kuzenidir. Esra İsmail ve İnci’nin
düğününde Yahya’dan çok etkilenmiş, zaman geçtikçe de içinde bu aşkı
büyütmüştür ve İstanbul’da bir üniversiteye gidecek puanı olmasına rağmen Yahya’ya
yakın olmak için Düzce’de bir üniversiteyi tercih etmiştir. Kadınların
çevirdiği oyunlar ve İsmail’in sadece Yahya’ya güvenmesi ile bir şekilde aynı
evde yaşamaya başlarlar ve Esra Yahya’yı kendine aşık etmeye çalışırken Yahya’nın
kalp acısını öğrenir, Yahya ise kendi düzenli ve sakin hayatında Esra’yı
kesinlikle istemese de bir şekilde yanına yerleşen kıza dostu için katlanmaya
çalışır. Ancak ortaya çıkan bir resim ve yapılan itiraflar sonrasında ayrı
düşen çiftimizi neler beklediği ise kitapta..
Ben kitabı beğenmedim. Gerek altyapı, gerek düzenleme, gerek
konu ve işleniş biçimi benim hoşuma gitmedi. Bunları şimdi kitaptan yapacağım
alıntılarla açıklayacağım.
“Ama Esra’nın onun gözlerine bakarak
yaptığı aşk itirafı kızın ona olan aşkının, onu hayatında istediğinin işareti
değil miydi?”
Yok değildi.
“ “Ben insan falan kaçırmadım. Seni
kaçırdım.”
“Ben insan değil miyim? Yuh, öküz.” “
Bu diyaloğu
gerçekleştiren kız 22 erkek 28 yaşında.
“İnci ile konuşma yapacak gücü
yoktu. Bunu ertelemeliydi. İnci Yahya’yı tanıyordu ve asla subjektif
olmayacaktı. Esra’nın sadece kendisini tanıyan birinin yorumuna ihtiyacı vardı.
Yahya hakkında bir tane olumlu şey duysa avazı çıktığı kadar bağırabilirdi.”
Şimdi sen bu adama aşıksın. Doğal olarak onun iyi yönlerini
zaten biliyorsun. Birinin sana bunu söylemesine gerek yok. Millet objektif olan
birini arar ama nedense bizim güya çok akıllı, çok keskin zekalı olan kızımız
subjektif birini arıyor.
“ “Zıkkım var canım, yer misin?”
“Eşlik edeceksen neden olmasın.”
Esra adamın sesindeki sırıtmayı
kaçırmayacak kadar zekiydi. “
Zeki karakter yazılmak istenirken kitap rezil olmuş.
“ “Siktir git Yahya.”
“Ama sen fena alıştın küfür etmeye.
Ödetirim bunu.”
“Vallahi mi? Ödetsene lan yiyorsa…” “
“Esra geldiği hırsla evin yolunu
tutarken sinirlerini bir türlü yatıştıramıyordu. Bu adam hala neyi ispat
edeceğini bilemiyordu ve Esra, bana olan aşkından emin misin, diye sormayı
gururuna yediremiyordu. Ne için savaş verecekti ki? Adam seviyorum diyor, işin
içinden çıkıyordu. Ama artık buraya kadardı. Ya bu herif akıllanır ve bir şeyler
yapardı ki; o bir şeyin ne olduğunu kendi bile bilmiyordu, ama o şimşek her
neyse çakmadan Esra bu adama teslim olmayacaktı.”
Kitabı en iyi özetleyen yer kesinlikle bu. Esra ne
istediğini bilmiyor. Yahya nerede hata yaptığını ve ne yapacağını bilmiyor.
İşte size 403 sayfa boyunca bununla işkence ediliyor.
“Yahya’yı beklemişti. Belki gelir,
belki onu yeniden kaçırır, diye umut etmişti. Bir hafta sonunda anlıyordu ki
boş umuttu bunlar.”
Şimdi düşünüyorum da kitabın beğendiğim bir yanı var mıydı?
Yoktu.
Karakterler yaşça büyük olmasına rağmen 15 yaşında ergenler gibi
davranıyor, ruh halleri sürekli değişiyor -Bir konuşmanın içinde önce sakince
oturup, sonra ayağa kalkıp bağırışıp, sonra yine oturup sakince konuşabiliyorlardı.-,
Esra’nın kitapta çok zeki gösterilmeye çalışılması ve başarılı olunamaması,
Yahya’nın kitap boyunca Esra’nın saçma sapan tavırlarından sonra ‘bu kız
saçmalıyor.’ Demek yerine sürekli ‘ben ne yaptım şimdi?’ diye düşünmesinin
üstüne bir de kitapta sürekli kelimelerin harflerinin eksik olması benim
kitaptan nefret etmemi sağladı.
Bunun dışında Esra’nın üniversitede tanıştığı arkadaşı Hande’nin
daha tanışalı çok kısa bir zaman olmuşken ve Esra’nın hep aynı halini görmüşken
‘Ben eski Esra’yı istiyorum.’ Demesi de beni oldukça güldürdü.
Bölüm başlarında yazılan o cümleler bölümü okuduktan sonra anlamsız gelecek çünkü bölümle bir alakası yok. Yazarın sonda yapacağı bir şey için yazılmış şeyler onlar. Bu da ayrı bir gereksizdi.
Kitapta Yahya için sürekli ‘adam’ vurgusu yapılıp ‘bir kızı
helali yapmadan o kıza dokunmaz.’ Durumu ile nitelenen Yahya’nın nişandan sonra
Esra’nın – kaba bir tabir olacak ama – üstünden inmemesi de kitabı gözümde
bitiren son nokta oldu.
Kafamı dağıtmak ve biraz okuma hızımı artırmak için okuduğum
bu kitap bana beklediğim hiçbir şeyi vermedi. Tavsiye etmiyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder