17 Ağustos 2016 Çarşamba

Aşkın Adı Yahya Kitap Yorumu

Aşkın Adı Yahya Kitap Yorumu
Selam millet. Nasılsınız? Ben kendimi okumaya vermiş durumdayım. Ağustos’un on beşine kadar sadece iki kitap okudum ve artık silkelenme zamanımın geldiğini anladım. Bu hafta bomba yorumlarla sizlerle olacağımın haberini şimdiden vermek istiyorum. Bugün yorumlayacağım kitap ise Aşkın Adı Yahya.


Yahya yıllar önce mahallesinin kızı Zeynep’i çok sevmiş bir adam. ‘Mahallenin kızına yan gözle bakılmaz’ kuralıyla büyüyen Yahya bu aşkını Zeynep’e hiç söyleyememiş ve daha sonra da Zeynep’in gelin olduğunu görmüş ve aşkını sonsuza kadar içine gömmüş. Evlenip mahalleden giden Zeynep yıllar sonra eşi ve çocukları ile mahalleye dönünce Yahya başka bir adamın karısına hasret duymayı kendine yediremeyip Düzce’ye taşınmış. Ve burada kendi imkansız aşkı ile dolu bir şekilde sakin ama hasretlik bir hayat yaşamaktadır. Esra ise Yahya’nın mahalleden en yakın arkadaşı İsmail’in kuzenidir. Esra İsmail ve İnci’nin düğününde Yahya’dan çok etkilenmiş, zaman geçtikçe de içinde bu aşkı büyütmüştür ve İstanbul’da bir üniversiteye gidecek puanı olmasına rağmen Yahya’ya yakın olmak için Düzce’de bir üniversiteyi tercih etmiştir. Kadınların çevirdiği oyunlar ve İsmail’in sadece Yahya’ya güvenmesi ile bir şekilde aynı evde yaşamaya başlarlar ve Esra Yahya’yı kendine aşık etmeye çalışırken Yahya’nın kalp acısını öğrenir, Yahya ise kendi düzenli ve sakin hayatında Esra’yı kesinlikle istemese de bir şekilde yanına yerleşen kıza dostu için katlanmaya çalışır. Ancak ortaya çıkan bir resim ve yapılan itiraflar sonrasında ayrı düşen çiftimizi neler beklediği ise kitapta..
Ben kitabı beğenmedim. Gerek altyapı, gerek düzenleme, gerek konu ve işleniş biçimi benim hoşuma gitmedi. Bunları şimdi kitaptan yapacağım alıntılarla açıklayacağım.
“Ama Esra’nın onun gözlerine bakarak yaptığı aşk itirafı kızın ona olan aşkının, onu hayatında istediğinin işareti değil miydi?”
Yok değildi.
“ “Ben insan falan kaçırmadım. Seni kaçırdım.”
“Ben insan değil miyim? Yuh, öküz.” “
Bu diyaloğu gerçekleştiren kız 22 erkek 28 yaşında.

“İnci ile konuşma yapacak gücü yoktu. Bunu ertelemeliydi. İnci Yahya’yı tanıyordu ve asla subjektif olmayacaktı. Esra’nın sadece kendisini tanıyan birinin yorumuna ihtiyacı vardı. Yahya hakkında bir tane olumlu şey duysa avazı çıktığı kadar bağırabilirdi.”
Şimdi sen bu adama aşıksın. Doğal olarak onun iyi yönlerini zaten biliyorsun. Birinin sana bunu söylemesine gerek yok. Millet objektif olan birini arar ama nedense bizim güya çok akıllı, çok keskin zekalı olan kızımız subjektif birini arıyor.

“ “Zıkkım var canım, yer misin?”
“Eşlik edeceksen neden olmasın.”
Esra adamın sesindeki sırıtmayı kaçırmayacak kadar zekiydi. “
Zeki karakter yazılmak istenirken kitap rezil olmuş.

“ “Siktir git Yahya.”
“Ama sen fena alıştın küfür etmeye. Ödetirim bunu.”
“Vallahi mi? Ödetsene lan yiyorsa…” “

“Esra geldiği hırsla evin yolunu tutarken sinirlerini bir türlü yatıştıramıyordu. Bu adam hala neyi ispat edeceğini bilemiyordu ve Esra, bana olan aşkından emin misin, diye sormayı gururuna yediremiyordu. Ne için savaş verecekti ki? Adam seviyorum diyor, işin içinden çıkıyordu. Ama artık buraya kadardı. Ya bu herif akıllanır ve bir şeyler yapardı ki; o bir şeyin ne olduğunu kendi bile bilmiyordu, ama o şimşek her neyse çakmadan Esra bu adama teslim olmayacaktı.”
Kitabı en iyi özetleyen yer kesinlikle bu. Esra ne istediğini bilmiyor. Yahya nerede hata yaptığını ve ne yapacağını bilmiyor. İşte size 403 sayfa boyunca bununla işkence ediliyor.

“Yahya’yı beklemişti. Belki gelir, belki onu yeniden kaçırır, diye umut etmişti. Bir hafta sonunda anlıyordu ki boş umuttu bunlar.”

Şimdi düşünüyorum da kitabın beğendiğim bir yanı var mıydı? Yoktu.

 Karakterler yaşça büyük olmasına rağmen 15 yaşında ergenler gibi davranıyor, ruh halleri sürekli değişiyor -Bir konuşmanın içinde önce sakince oturup, sonra ayağa kalkıp bağırışıp, sonra yine oturup sakince konuşabiliyorlardı.-, Esra’nın kitapta çok zeki gösterilmeye çalışılması ve başarılı olunamaması, Yahya’nın kitap boyunca Esra’nın saçma sapan tavırlarından sonra ‘bu kız saçmalıyor.’ Demek yerine sürekli ‘ben ne yaptım şimdi?’ diye düşünmesinin üstüne bir de kitapta sürekli kelimelerin harflerinin eksik olması benim kitaptan nefret etmemi sağladı.

Bunun dışında Esra’nın üniversitede tanıştığı arkadaşı Hande’nin daha tanışalı çok kısa bir zaman olmuşken ve Esra’nın hep aynı halini görmüşken ‘Ben eski Esra’yı istiyorum.’ Demesi de beni oldukça güldürdü.

Bölüm başlarında yazılan o cümleler bölümü okuduktan sonra anlamsız gelecek çünkü bölümle bir alakası yok. Yazarın sonda yapacağı bir şey için yazılmış şeyler onlar. Bu da ayrı bir gereksizdi.

Kitapta Yahya için sürekli ‘adam’ vurgusu yapılıp ‘bir kızı helali yapmadan o kıza dokunmaz.’ Durumu ile nitelenen Yahya’nın nişandan sonra Esra’nın – kaba bir tabir olacak ama – üstünden inmemesi de kitabı gözümde bitiren son nokta oldu.

Kafamı dağıtmak ve biraz okuma hızımı artırmak için okuduğum bu kitap bana beklediğim hiçbir şeyi vermedi. Tavsiye etmiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder